Düşünce Takıntılarından Nasıl Kurtulurum ?

Obsesif Kompulsif bozukluk, yani halk arasındaki adıyla takıntı hastalığının bir görünümü olan düşünce takıntıları hayatı son derece olumsuz etkiler. Akla gelen ve rahatsız eden düşüncelerle başa çıkmak son derece zordur. Çünkü bu düşünceler basit anlamda her gün aklınıza gelen düşünceler gibi değildir. En sevdiğiniz insanlarla, en kutsal saydığınız değerlerle, en yasak saydığınız durumlarla ilgili düşüncelerin aklınıza gelmesi ve aklınızdan çıkmaması hayatı zindan edebilir. İşte bu zorluğu bilen danışanlar kendilerini bilgisayar başında “düşünce takıntılarından nasıl kurtulurum ?” yazarken bulabiliyorlar. Bu yazımız belki düşünce takıntılarından kurtulmanızı sağlamayacak ama düşünce takıntılarının kökleri ve çözüm yolları hakkında size bilgi verecektir. Keyifli okumalar dileriz.. (Düşünce takıntılarından nasıl kurtulurum ? konusunda ve diğer konulardaki sorularınızı çekinmeden bize ulaşıp sorabilirsiniz. )

Eğer düşünce takıntılarından muzdaripseniz bu takıntının da köken olarak diğer takıntılardan farklı olmadığını bilmeniz gerekir. Tüm takıntı çeşitlerinde olduğu gibi düşünce takıntıları da bilinçdışına bastırılan korkuların, arzuların, çatışmaların ve travmaların bir yansımasıdır. Yani bilinçdışında kalan materyallere erişmek, bu takıntıları ortadan kaldırmakta son derece önemlidir. Eğer kendinize yabancı büyüdüyseniz ve kendinize, düşüncelerinize ve duygularınıza yabancıysanız bu takıntıların köklerini bulma noktasında daha fazla zorlanacaksınız demektir. Ama zorlanacak olmanız takıntılarınızı yenemeyeceğiniz anlamına da gelmiyor ! İsterseniz konuyu detaylandırmak için bazı düşünce takıntılarına bir göz atalım…

Düşünce Takıntıları

Düşünce takıntılarından nasıl kurtulurum diye soran insanlardaki takıntı çeşidinin sayısı sonsuz olabilir. Bazıları aklında hiperaktif düşüncelerin varlığından söz eder. Bir saniyesini bile bir şeyleri düşünmeden geçiremediğini, sürekli bir şeyleri düşünmekten çok yorulduğunu, yaşanan andan keyif alamadığını söyler. Aslında olaya çıplak gözle baktığınızda bile bu takıntıların oluşturduğu kaygıyı çok net görebilirsiniz. Peki takıntılar mı kaygı oluşturuyor yoksa kaygılar mı takıntılara sebep oluyor ? Bu sorunun yanıtı yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar sorusunun yanıtına benziyor.

İlk oluşum aşamasına baktığımızda takıntılı düşüncelerden muzdarip kişilerin genellikle katı kuralcı aile yapılarından geldiğini görüyoruz. Anne babanın belli noktalarda çok sert ve cezalandırıcı olmaları çocukların zihninde belli başlı kuralları çok net kılıyor. Elbette çocuk olmanın getirdiği bir özellik olarak çocuklar da farklı şeylere merak duyabiliyor. Bu duydukları merakın etkisiyle anne babanın kurallarının dışında davranışlarda bulunabiliyorlar. Çocukluk çağında daha çok somut düşünce yapısının egemen olduğunu düşündüğümüzde çocukların iç dünyalarında cezalandırılma kaygıları yaşayabileceklerini anlamak çok zor olmasa gerek…

Yani “düşünce takıntılarından nasıl kurtulurum” sorusuna yanıt arayan bir kişi öncelikle aile geçmişini mikroskop altına koymalıdır. Çocukluktaki anne baba tutumlarına bir bakmalıdır. Anne büyüme sürecinde çocuğuyla yeterince ilgilenmiş mi ? Annenin gözüne baktığında kendi değerliliğini hissedebilmiş mi ? Yoksa anne çocuğuna sürekli daha iyi olması gerektiğini hissettiren, sürekli kuralcı bir edayla yaklaşan bir tavır mı sergilemiş ? Düştüğünde, kötü hissettiğinde, bir yanlış yaptığında baba destekleyip arka çıkmış mı yoksa baba da yok saymış veya cezalandırmış mı ? Tüm bu sorulara verilecek yanıtlar düşünce takıntılarından nasıl kurtulacağınız sorusunda belirleyici olacaktır. 

Çocukluk yıllarındaki anne baba tutumlarının değerlendirilmesi konusuna değindikten sonra düşünce takıntılarının nasıl oluşabileceğine biraz daha yakından bakalım. Varlığından muzdarip olduğunuz düşünce takıntılarını tanımak ve arka planlarını yakından incelemek “düşünce takıntılarından nasıl kurtulurum ?” sorusunun yanıtlarını verecektir. Bunu farklı bir örnekle biraz daha açalım: Diyelim ki aklınıza cinsel takıntılar geliyor. Cinsel takıntılar içinden  en çok rahatsızlık verenler genellikle anneyle, babayla ve kardeşlerle cinsel ilişkiye girildiğinin düşünülmesidir. Bir insan neden annesiyle, babasıyla veya kardeşiyle cinsel ilişkiye girdiğini düşünür ? Bunu düşünmenin kişiye ne kadar suçlu hissettirebileceğini bir hayal edin..

Bu düşüncelerin kaynağına inmek, arka planındaki kaygılara odaklanmak, onların hissettirdiği olumsuz duygulara bakmak takıntılardan kurtulmak için son derece önemlidir. Birçok psikolog, danışanın rahatsızlık veren düşüncelerinin saçma olduğundan ve bunları düşünmenin mantıksızlığından bahseder ve danışanı yollar. Halbuki bu takıntıları yaşayan kişiler de bu düşüncelerin mantıksızlığının farkındadır ve bu düşünceleri düşünmemek için olağanüstü bir çaba sarf eder. Ama düşünmemeye çalıştıkça bu tarz düşüncelerin daha çok aklına geldiğini görür. Aslında bu durum bir paradokstur. Beyaz kutup ayısını düşünme denildiğinde onu düşünmeye benzer. O yüzden çözüm o düşüncelerden ve onların yarattığı kaygıdan kaçmaktan ziyade o kaygının tam kalbine girmektedir.

Aklınıza gelmesinden utanç veya suçluluk duyduğunuz düşüncelere odaklandığınızda kaygınız çok daha ağır gelmeye başlayacaktır. Bu durum aslında beynin kendini hayatta tutmak için kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Yoğun kaygı yoğun kortizol ve adrenalin salınımına neden olduğu için bir süre sonra sinir sistemi ve beden bu durumdan olumsuz etkilenir. Kaygı kaynağı beynin tolere edebileceğinin üstündeyse bunu bilinçdışına bastırarak hayatta kalmaya çalışır. Ama elbette bu işlevsel yapının işlevsiz bazı sonuçları da vardır. Bunlardan bir tanesi de akıldan çıkmayan ve kişiyi inanılmaz olumsuz etkileyen takıntılardır. 

Yani bu takıntılar bazen işlevsiz gözükse de çoğu zaman zihni arka plandaki travmalardan korumak için vardır. Eski asma taş köprülerde köprünün birleşim noktasına koyulan kilit taşlar gibidirler. Bazen bu takıntıların arkasında bilinçdışına bastırılmış cinsel taciz ve istismar çıkar, bazen ise kişinin ezilen kimliğinin yansımaları çıkar. Bazen ise anne-babaya bağımlılığın bir sonucu olarak birey olamamanın, hayatın sorumluluğunu kaldıramamanın ağırlığı çıkar. Sorun ne olursa olsun bilinçdışının derinliklerine gömülmüştür ve çıkarılıp incelenmesi gerekir.

Sonuç olarak; “düşünce takıntılarından nasıl kurtulurum ?” diye soruyorsanız, diğer birçok kişinin söylediğinin aksine; kafanızı başka işlerle meşgul etmekten kaçınmanızı tavsiye ederiz. Kafayı başka işlerle meşgul etmek, bu düşüncelerden kaçacak organizasyonların içinde bulunmak vb. faaliyetler düşünce takıntılarınızı yok etmez. Geçici çözümler hiçbir zaman tedavi olamaz ! Bilinçdışında yatan ve canınızı acıtan yaralara neşter atmak ve bu yaraları temizlemek her zaman kalıcı çözüm getirir. Başlarda canınız yansa da sonraki hayatınızdan keyif almanıza yardımcı olur. Anı keyifli yaşamak ve düşünce takıntılarından kurtulmak için kendinizi tanıma yolculuğuna bir an önce başlamanızı dileriz. Yazımız ve diğer tüm sorularınız için bizimle iletişime geçme konusunda kendinizi rahat hissedin… ☺ Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle…

Bunları da Okumak İsteyebilirsiniz….

  1. Takıntılar ( OKB) …
  2. Eski Sevgiliyi Takıntı Haline Getirmek…
  3. Birine Takıntılı Olmak…
  4. İlişkiye Girme Korkusunu Yenin ( Vajinismus )

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir