Eski Sevgiliyi Takıntı Haline Getirmek

Günümüzde birçok kişi yeni ilişkilere yelken açsa da eski sevgilisini sürekli takip etmeye devam ediyor. Eski sevgilisinin kimlerle görüştüğünü, kimleri takip ettiğini, hayatında biri olup olmadığını araştırıp duruyor. Çoğu zaman bu durum takip eden kişinin iç dünyasında daha derin yaralar açıyor ve kişinin üzülmesine neden oluyor. Bu durumda olan bir kişi yeni ilişkilerinde de bağlanmayı tam anlamıyla sağlayamıyor. Bazen sadakatle ilgili sorunlar, bazen ise ilişkinin kalitesiyle ilgili durumlar ortaya çıkıyor. Yani eski sevgiliyi takıntı haline getirmek hem duygusal hem de cinsel yönden insanların hayat kalitesini ciddi anlamda düşürüyor. Bu yazımızda eski sevgiliyi takıntı haline getirmenin sebeplerinden ve sonuçlarından bahsetmeye çalışacağız. Aklınıza takılan ve sormak istediğiniz sorularınız için bizimle iletişime geçebileceğinizi belirterek konuya başlayabiliriz.

Eski Sevgilimi Neden Takıntı Haline Getiriyorum ?

Aslına bakarsanız eski sevgiliyi takıntı haline getirmenin çok fazla nedeni olabilir. Yaşanılan güzel duygular, karşı taraftaki kişiyle ruhsal ve bedensel anlamda bütünleşmek (simbiyoz hali) , ondan ayrı nefes alamamak, bazen anlaşamazken bile onsuz yapamamak ve kişilik yapıları… Tüm bu nedenler ve daha fazlası eski sevgiliyi takıntı haline getirme noktasında belli başlı kişilik örüntülerine dayanıyor.  Bu kişilik örüntüleri de dönüp dolaşıp çocukluk yıllarımızda ebeveynlerimizle kurduğumuz bağlanma örüntülerine dayanıyor.

Güvensiz bağlanma örüntüsüne sahip kişilerin eski sevgiliyi takıntı haline getirme konusunda çok daha belirgin travmatik çocukluk örüntülerine sahip olduğunu klinik gözlemlerimize ve araştırma sonuçlarına dayanarak söyleyebiliriz. Güvensiz bağlanma örüntüsünün neden olduğu bu takıntılara başlamadan önce eski sevgilinin yasının tutulması konusunu işlemenin faydalı olacağını düşünüyoruz. 

Biten İlişkinin Yası Tutuldu Mu ?

Bir ilişkinin başlamasının nasıl ki aşamaları varsa bitişinin de aşamalarının olması gerekmektedir. Bazı insanlar çivi çiviye söker mantığıyla bir ilişkiden diğerine koşabiliyor. Tabi bu ilişkilerde gerçek bir duygusal bağlılık ve bağlanma ilişkisinin olmaması kişileri olumsuz etkilemeyebiliyor. Fakat çocuklukta annemizle kurduğumuz bağlanmanın bir benzerini yetişkin hayatımızda bir kişiyle kurduğumuzda bu ilişkinin kökleri çok daha derinlere uzanabiliyor. Temel nesne ilişkilerimizi etkileyen bu tarz ilişkilerin sonunda kesinlikle bir yas sürecinin olması gerek. Birçok kişi bu yas sürecini ya hiç geçirmiyor ya da çok kısa sürede başka bir ilişkiye başlıyor. Bu başlangıç da genellikle ayrılığın verdiği acıyı bastırmak için yapılan bir başlangıç oluyor. Yani canı yandığı için alkol alan, uyuşturucu madde kullanan kişilerin yaptığının farklı bir versiyonunu sergiliyor aslında kişi.

İnsanlar bağlanma ile hayata tutunan ve hayatları boyunca bu ilişki sisteminin izlerini taşıyan varlıklar. Herhangi bir nesneye ya da kişiye bağlanıp ona belli duyguları yüklediğimizde zihnimizde o kişiyle bir eşleşme olur. Bu durum bağlanmanın bir sonucudur. O nesne (sevgili, arkadaş, hatta bir yastık, yorgan bile olabilir ) hayatımızdan çıktığında nesneyi kaybetmenin etkisiyle bir yas sürecine girilmesi ve yasın tutulması sağlıklıdır.

Eski Sevgiliyi Takıntı Haline Getirmek Çoğu Zaman Tamamlanmayan Yas Süreciyle Bağlantılıdır.

Yas sürecinin başında inkar gelir. İlişkinin bittiğini veya sevdiğiniz kişinin hayatınızdan çıktığını kabullenmek istemezsiniz. Hatta her şey daha iyi oldu şeklinde savunmalar geliştirebilirsiniz. Ama o kişinin artık hayatınızda olmadığını ve geri gelmeyeceğini bilmek yanında büyük bir üzüntü ve depresyon da getirebilir. Bu yapı dışarıdan bakıldığında üzücü ve yorucu gözükse de, sağlıklı olan budur. Bir insanı kaybettiğinizde, o kişi ölmüş ya da sizin hayatınızda çıkmış olsun, onun için yas tutmalısınız ! Bu yas süreci tutulmadan başka ilişkilere başlamak genelde çok sağlıklı sonuçlar doğurmaz. Biten bir ilişkinin yasının tutulmaması eski sevgiliyi takıntı haline getirmenin bir nedeni olabilir. Yas süreciyle ilgili, ABD-Vietnam savaşı sonrasında yaşananlar bize, yası ve yasın önemini anlama konusunda bir ışık gösterebilir…

ABD-Vietnam savaşı sonlandıktan  sonra ABD hükümeti Vietnam hükümetine karşılıklı esir değişimini içeren bir teklif verdi. Fakat Vietnam hükümeti ellerinde esir olmadığını belirterek bu teklifi reddetti. Tabi savaşta yakınları olanlar için bu durum son derece acıydı. Çünkü yakınları savaştan dönmemişti ve esir de olmadıklarına göre ölmüş olmaları gerekiyordu. Bunun üzerine asker yakınları askerler için gıyabında cenaze törenleri düzenledi. Toplanıp, ağlayıp yas tutuldu. Bu kişiler içerisinde sevgilisi olanlar, eşi ve çocukları olanlar da vardı. Bu insanlar kaybettikleri insanlar için normal cenaze prosedürlerini uyguladılar ve yas süreçlerini geçirdiler.

Tekliften birkaç yıl sonra Vietnam hükümeti esirleri ABD’ye geri yolladı. Elbette geri dönen askerlerin yakınlarında ilk başta büyük bir sevinç oldu. Sevgili olanların bir kısmı evlendi. Ama görüldü ki bu evliliklerin büyük kısmı altıncı aya gelmeden bitti. Sevgililerinin cenazesi sürecinde yas tutan kişilerin sevgililerine yaptıkları ruhsal yatırımın sonlanması bu durumun oluşmasında muhtemelen çok büyük bir etkendir. Bundan dolayı, sevdiğiniz ve bağlandığınız nesne ne olursa olsun onun kaybı durumunda yas tutmalısınız. Bu yasın tutulmamış olması eski sevgiliyi takıntı haline getirmek konusunda belirleyici olabilir.

Diğer Sebepler

Elbette eski sevgiliyi takıntı haline getirmenin tek sebebi tutulmayan yas süreci değildir. Travmatik çocukluk deneyimlerine ve güvensiz bağlanma örüntüsüne bağlı ortaya çıkan kişilik bozuklukları da eski sevgiliyi takıntı haline getirmenin nedeni olabilir. Kişilik bozukluğuna bağlı ortaya çıkan takıntılar hem daha zor hem de daha uzun süreli tedaviler gerektirir. Sevgilisinin her hareketini takip eden, onsuz nefes alamayan, onun kendisinden bağımsız bir hayat sürmesine katlanamayan kişiler bazı durumlarda karşı tarafa ve kendisine zarar verme eğiliminde olabilir.

Bu kişiler eski sevgilileriyle öyle iç içe geçerler ki onların kendilerinden bağımsız ve ayrı bir kişilikleri olduğunu mantık olarak bilseler de duygusal olarak bu durumu kabullenemezler. Bu durum da aslında derinlemesine bakıldığında çocukluktaki bağlanma örüntüleriyle doğrudan alakalıdır. Bu tarz kişilik bozukluklarına bağlı “eski sevgiliyi takıntı haline getirme” durumları uzun ve yorucu bir tedavi süreci gerektirir. Ülkemizde gün geçtikçe tırmanan kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin en büyük sebeplerinden biri de bahsedilen kişilik bozukluklarıdır.

Bu yazımızda bu kişilik bozukluklarına ve özelliklerine çok fazla değinmeyeceğiz. Konuyla ilgili daha kapsamlı bilgi sahibi olmak için “birine takıntılı olmak” konulu yazımızı okuyabilirsiniz. Eski sevgiliyi takıntı haline getirme konulu yazımızın zihninizdeki bazı sorulara cevap olabilmiş olmasını ümit ediyoruz. Konuyla veya ruhsal problemlerle ilgili sorularınız için bizlere ulaşıp sorularınızı iletebilirsiniz. Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle…

Bu yazılar da dikkatinizi çekebilir :

Takıntılar

Birine Takıntılı Olmak

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir